Warning: log10() expects parameter 1 to be double, string given in /includes/class_postbit.php(296) : eval()'d code on line 23

Warning: log10() expects parameter 1 to be double, string given in /includes/class_postbit.php(296) : eval()'d code on line 91

Warning: log10() expects parameter 1 to be double, string given in /includes/class_postbit.php(296) : eval()'d code on line 23

Warning: log10() expects parameter 1 to be double, string given in /includes/class_postbit.php(296) : eval()'d code on line 91

Warning: log10() expects parameter 1 to be double, string given in /includes/class_postbit.php(296) : eval()'d code on line 23

Warning: log10() expects parameter 1 to be double, string given in /includes/class_postbit.php(296) : eval()'d code on line 91
ayet'el kürsi--- hem arapça,hem türkçe(meal ve tefsiri de var) - Aşk Forum.Net - Türkiyenin İlk ve Tek Aşk Forumu :)
Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

Geri git   Aşk Forum.Net - Türkiyenin İlk ve Tek Aşk Forumu :) > Genel Kültür > İslam Ve İnsan > Dualar, Ayetler Vede Hadisler

Dualar, Ayetler Vede Hadisler Elinizdeki Duaları,Hadisleri Vede Ayetleri Bu Bölümde Paylaşabilirsiniz...

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt February 3rd, 2008, 01:01   #1
_YuSuF_
Ozel Uye
 
_YuSuF_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 174
Ettiği Teşekkür: 0
6 Mesajına 9 Kere Teşekkür Edildi

Level: 12 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 0 / 281
Güç: 58 / 5520
Tecrübe: 24%

Tecrübe Puanı: 3
Rep Puanı: 254
Rep Gücü : _YuSuF_ will become famous soon enough_YuSuF_ will become famous soon enough_YuSuF_ will become famous soon enough
Standart ayet'el kürsi--- hem arapça,hem türkçe(meal ve tefsiri de var)

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


_YuSuF_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt December 13th, 2008, 21:26   #2
DeLiZ
Uye
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 6
Ettiği Teşekkür: 0
3 Mesajına 3 Kere Teşekkür Edildi

Level: 1 [♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 0 / 11
Güç: 2 / 196
Tecrübe: 47%

Tecrübe Puanı: 3
Rep Puanı: 35
Rep Gücü : DeLiZ is an unknown quantity at this point
Standart

aciLmior ... hata var gaLiba
DeLiZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt February 10th, 2009, 12:43   #3
gkhn-szgn
 
Mesajlar: n/a

Level: 1 [♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 0 / 0
Güç: 0 / 0
Tecrübe: 0%

Standart

hea açılmıyor bi baksan nasıl olur
  Alıntı ile Cevapla
Alt February 10th, 2009, 13:18   #4
uzman83
Uzman Editör...
 
uzman83 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 2.763
Ettiği Teşekkür: 457
655 Mesajına 800 Kere Teşekkür Edildi

Level: 41 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 101 / 1018
Güç: 921 / 19233
Tecrübe: 75%

Tecrübe Puanı: 250
Rep Puanı: 39833
Rep Gücü : uzman83 has a reputation beyond reputeuzman83 has a reputation beyond reputeuzman83 has a reputation beyond reputeuzman83 has a reputation beyond reputeuzman83 has a reputation beyond reputeuzman83 has a reputation beyond reputeuzman83 has a reputation beyond reputeuzman83 has a reputation beyond reputeuzman83 has a reputation beyond reputeuzman83 has a reputation beyond reputeuzman83 has a reputation beyond repute
Standart

ARKADAŞLAR AÇILMIYOSA BURADAN BAKIN






OKUNUŞU: Allahu Lâ ilâhe illâ hüvel Hayyul Kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün velâ nevm. Lehû mâ fi ssemâvâti ve mâ fil ard Menzellezî yeşfe’u ındehû illâ bi iznih Ya’lemü mâ beyne eydîhim ve mâ halfehüm Ve lâ yuhîtûne bişey’in min ılmihî illâ bimâşâe. Vesi’a kürsiyyühüs semâvâti vel arda Velâ ye’ûdühû hıfzuhümâ Ve hüvel aliyyül azîm

ANLAMI: Allah, O’ndan başka ilâh yoktur. Diridir. Her şeyi idare eden yönetendir. O’nu ne uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını da yapacaklarını bilir. O dilemedikçe insanlar O’nun ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun Kürsüsü (Hakimiyeti) gökleri ve yeri içine alır. Onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, Yücedir, büyüktür.


AYETEL KÜRSİ

Bakara suresinin ikiyüzellibeşinci ayeti. Ayette geçen kürsî tabirinden dolayı bu ismi almıştır. Kur'an-ı Kerîm'in bütünü içinde ayrı bir fazîleti olan bu ayet hakkında Resulullah'tan bazı hadisler nakledilmiştir.

Muhammed b. İsâ'dan nakledildiğine göre İbnü'l-Aska' şöyle der:

"Adamın biri Hz. Peygamber'e gelip Kur'an'ın en faziletli ayeti hangisidir?' diye sordu. Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: Âllah'u Lâilâhe illâ huve'l-Hayyu'l-Kayyûm... " (Müslim, Müsafirîn, 258; Ebû Dâvûd, el-Huruf ve'l-Kiraa, 35; İbn Hanbel, V, 142). Başka bir hadiste de: "Kur'an'ın en faziletli ayeti Bakara suresindeki Âyetü'l-Kürsi'dir. Bu ayet bir evde okunduğu zaman Şeytan oradan uzaklaşır. " (Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'an, 2)

Resulullah (s.a.s.) bir defa Ka'b oğlu Ubey'e, ezberinde olan ayetlerden hangisinin daha yüce olduğunu sormuş, "Allah ve Resulu daha iyi bilir" cevabını alınca, soruyu tekrar etmiş, bunun üzerine Ubey, bildiği en yüce ayetin "Allahu lâ ilâhe illâhüve'l-Hayyu'l-Kayyûm" olduğunu söylemiştir. Resulullah (s.a.s.) aldığı cevaptan memnun olarak Ubey'in göğsüne vurarak Ey Ebû Münzir! İlim sana kutlu olsun. " buyurmuştur. (Ebû Dâvûd, Vitir,17) Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s.) "Âyetü'l-Kürsî Kur'ân âyetlerinin şahıdır" buyurmuştur. (Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'an, 2)

Bu ayet-i kerîmede Cenâb-ı Allah'ın yüceliği, sıfatları, kâinatta meydana gelen büyük olayların tamamen onun iradesi doğrultusunda vukû bulduğu, onun isteği ve izni olmadan hiç bir kimsenin başkasına şefaat edemeyeceği, O'nun kürsüsü, göklerde ve yerdekilerin ona ait olduğu hakkında bilgi verilmektedir. Meâli şöyledir:

Allah (İbadete en lâyık olandır), Ondan başka ilâh yoktur. Diridir (ezeli ve ebedîdir), Kayyumdur (yaratıkların bütün işlerini düzenleyicidir. Yaratmada, rızık vermede mahlûkâtın yegane sahip ve hâkimi olup her şey onun sayesinde ayakla durur) Onu ne bir uyuklama alır, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi onundur. O'nun izni olmaksızın yanında kim şefaat edebilir? O, (bütün yaratılmışların) önlerindekini (dünyadaki bütün yaptıklarını, açıklaytp gizlediklerini), arkalarındakini (Ahirette olacak Şeyi) bilir. Onun ilminden, kendisinin dilediğinden başka hiçbir şeyi kavrayamazlar. O'nun kürsüsü (ilmi) gökleri ve yeri kuşatmıştır. Ve onların (göklerin ve yerin) korunması O'na ağır gelmez. O, çok yüce çok büyüktür. "

Ahmed AĞIRAKÇA
KÜRSÎ

Taht. Kök anlamıyla üst üste katlanmayı, bir araya toplanmayı belirtir. Belli parçaların bir araya toplanmasından, üst üste eklenmesinden oluştukları için sandalye, koltuk, taht gibi üzerine oturulacak eşyaya kürsi denilmiştir. Mecâzî olarak da ilim, güç, egemenlik, sultan gibi anlamları dile getirir. Kur'an'da Allah'ın da bir kürsisi olduğu, bu kürsinin gökleri ve yeri içine aldığı belirtilir (el-Bakara, 2/255). Sözkonusu âyet bu özelliği nedeniyle Kürsi Âyeti (Âyetü'l-Kürsi *) olarak adlandırılır.

Allah'ın kürsisinin mahiyeti hakkında Kur'an'da bilgi verilmez. Hz. Peygamber (s.a.s)'den gelen rivayetlerde de bu konuda bir açıklama yoktur. Taberî'nin kaydettiği bir hadise göre yedi gök kürsi içinde bir kalkan içine atılmış yedi dirhem gibi kalır. Ebu Zer'in rivayet ettiği bir hadis de Kürsi'nin arş karşısındaki durumunu belirler: "Arş içinde Kürsi, yeryüzünde bir çölün içine atılmış demir bir halka (yüzük) kadardır" (İbn Kesir, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azım, I, 309).

Ayetü'l-Kürsi'de sözkonusu edilen Allah'ın Kürsisi'ne müfessirlerce getirilen yorumlar başlıca dört görüş çevresinde toplanır. Râzi'nin özetlediği (Tefsir-i Kebir, Ankara, 1989, c.5, s.420-421) görüşlerden birincisine göre Kürsi, gökleri ve yeri kaplayan büyük bir cisimdir. Bu görüştekilerden Hasan el-Basri ayrıca Kürsi'nin Arş ile aynı şey olduğunu söyler. Ona göre üzerine oturulması nedeniyle tahta bazen arş, bazen de kürsi denmektedir. Bazı bilginler Hasan el-Basri'ye karşı çıkarak kürsi ile arşın ayrı şeyler olduğunu savunurlar. Bunlardan bazıları Kürsî'nin Arş'ın altında, yedinci semanın üstünde olduğunu söylerken, İmam Süddî'nin de içinde olduğu diğerleri yerin altında bulunduğu görüşünü öne sürerler. Said İbn Cübeyr'in rivayet ettiğine göre ibn Abbâs Kürsî'nin Allah'ın ayakların koyduğu yer olduğunu söylemiştir.

İkinci görüş Kürsi'yi Allah'ın hükümranlığı, kudreti ve mülkü olarak yorumlar. Kürsi'nin cisimliğini redde yönelik bu görüşe göre ulûhiyyet (tanrılık) ancak kudretle olur ve oturulan yere kürsî dendiği gibi bazan üzerine oturana da kürsi adı verilir. Bu nedenle Allah'ın Kürsi'si O'nun hükümranlığına, dolayısıyla kendisine işarettir.

Üçüncü görüşe göre: Kürsi Allah'ın ilmidir. İlim, âlimin dayandığı şey olması bakımından kürsi olarak adlandırılır. Kendisine güvenilen, dayanılan âlimlere de kürsiler (kerasi) denilir. Bu nedenle âyetteki Kürsi Allah'ın ilmini ifade etmektedir.

Kürsi'nin Allah'ın büyüklüğünü, ululuğunu dile getirdiği yolundaki yorum dördüncü görüşü oluşturur. Keffâl'in diğerlerine yeğlediği bu görüşe göre Allah, büyüklüğünü anlatmak için insanların kolayca anlayabileceği benzetmeler yapar. Allah'ın evi (Beytullah, Kâbe), Allah'ın eli (Yed'ullah, Hacerü'l-Esved) gibi deyimler de aynı amaçla kullanılır. Bunları maddi anlamlarıyla anlamak doğru değildir ve kişiyi tecsim (Allah'ı cisim gibi düşünme) ve teşbih (Allah'ı insana benzetme) yanlışına götürür.

Müfessirlere göre Kürsi konusunda nassa dayalı bir delil olmadıkça te'vile gitmek doğru değildir. Bu nedenle Kürsi'ye ilişkin âyetin açık anl***** uygun ilk görüşün doğru kabul edilmesi gerekir. Ancak bu görüşten yola çıkarak Allah'ın cisim olduğu, insanlara benzediği gibi bir sonuca varmaktan da sakınmak gerekir.

Ahmet ÖZALP



ŞEFÂAT

Bir kimsenin bağışlanmasını istemek; bir kimseden, başka bir kimse için iyilik yapmasını ve zarardan vazgeçmesini rica etmek; yardım etmek; başkası hesabına yalvarmak, rica etmek; birinin önüne düşüp işinin görülmesi için dua ve niyazda bulunmak. Şefâat edene eş-şâfi', eş-şefi (başkası lehine taleb eden) denilir.

Bu ayette şefâat; aracı olmak, yardım etmek ve öncülük etmek anlamlarına gelir: "Kim güzel bir şefâatla (hayır ve iyiliklere aracı, vasıta olmakla) şefâat ederse, bundan kendisine bir sevab (hisse) vardır. Kim de kötü bir şefâatle (kötülüğe delil olmak ve yardım etmekle veya kötülük çığırını açmakla) şefâatde bulunursa, ondan kendisine bir günah payı vardır. Allah her şeye kadirdir" (en-Nisâ, 4/85) .

Şefâat-ı hasene, iman edip Allah'ın ve kullarının haklarına riayetle beraber, mü'minlerin iyiliği için uğraşmak, onları kötülüklerden ve zararlardan korumaya çalışmaktır. Şefaat-ı seyyie, mü'minlerin ve insanların zarara uğramaları ve kötülüklere düşmeleri için çalışmak ve kötülük çığırları açmaktır. Hangi hususta olursa olsun, bir insan, menfaat sağlayıp zarara uğramasını engelleme yolunda sırf Allah rızası için şefâatta bulunana dünyada ve ahirette bundan nasib ve ecir vardır. Kötülüğe ve zararlara sebeb olanın da bu şefâat-ı seyyienin vebal ve günahından nasibi vardır.

Ahiretteki şefâate gelince, dünyada işlenen bazı günahların âhirette cezalandırılmasından vazgeçilmesi için talebte bulunmak, aracı olmak ve bunun için dua etmektir. Şu halde şefâat, bir mü'minin günahlarının bağışlanması için Allah'a dua edip yalvarmaktır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), "Her Peygamberin bir duası vardır. Ben ise, inşaallah duamı kıyamet gününde ümmetime şefâat etmek için saklamak istiyorum" buyurmuştur (Buhârî, Daavât, I; Tevhid, 31; Müslim, Nşr. M. Fuâd Abdulbaki, İman, 86).

Ahirette, kendilerine şefâat izni verilen her şefi'in şefâatının sınırı, Allah katındaki yakınlığı ve derecesi nisbetinde nail olacağı izin ve imkânın şâmil olduğu günahkâr mü'minler ile mütenasibtir. Şefâat olunacak mü'minlerin de şefâat edilmeye lâyık olmaları şarttır.

Allah'ın, kullarından faziletli birisinin diğer bir mü'min için hayır isteğine icabet ederek bundan bir zararı gidermesi, yahut onun günahlarını affetmesi, insanlara sonsuz nimet ve lütuflarının bir kısmıdır. Mü'minin, mü'min kardeşinin günahlarının affı için duası Allah katında ona şefâatı türündendir. Allah katında hayırlı bir kulun bu duası ister dünyada iken sağ olan mü'min için olsun, ister ölmüş mü'min için olsun yahud âhirette meydana gelsin aynıdır. Dünyada iken Hz. Peygamber (s.a.s.)'in mü'minlere duası, onlara bir çeşit şefâatidir. O daha bu dünyada hayatta iken mü'minlere dua ederek şefâatta bulunmuştur. Nitekim Hz. Âişe (r.an)'nın naklettiğine göre, Rasûlüllah (s.a.s.) çok defa geceleri yatağından kalkar, mü'min ölülere Allah'tan mağfiret istemek için "Bakîu'l-Ğarkad" mezarlığına giderdi (Müslim, Cenaiz, 35).

Yüce Allah'ın kendi yanında mukarreb ve derecesi yüksek bir kulunun diğeri hakkında şefâatını -birine kendi katında itibarı olduğunu göstererek ikram için, ötekine zayıf ve muhtaç olduğundan rahmet olarak- kabul etmesine aklen hiçbir engel yoktur. Allah'ın âhirette, peygamberlerine ve râzı olduğu bir takım zatlara şefâat etmeleri için müsaade etmesi, kendisinin bileceği adalet ve lütuf kanununa dahil olan hikmetindendir. Uhdesinde kul hakları bulunanlar hariç, günahkâr mü'minleri Allah Teâlâ'nın, Lütuf ve fazlıyla affetmesi caiz olunca, peygamberler, mukareb ve iyi kimselerden birinin şefâatına mazhariyetleri halinde bunların Allah'ın mağfiretine nail olmaları da mümkündür.

Ahirette şefâatın olacağı Kitab ve sünnetle sabittir:

Peygamber, velî, şehid ve bildikleri ile amel eden imanlı âlimler ve kâmil mü'minler gibi Allah'ın müsaade ettiği, rızasına mazhar olmuş, nezdinde bir değer ve yakınlığa erişmiş kimselere şefâat etme izni verilebilecektir (el-Bakara, 2/255; Yûnus, 10/3; Meryem, 19/87; Tâhâ, 20/109; ez-Zuhruf, 43/86).

Peygamberler ve diğer şefâatçıların şefâatları, Allah'ın râzı olacağı ve haklarında şefâat edilmeğe izin verdiği kimseler hakkında olacaktır (el-Enbiyâ, 21/27-28; ed-Duhân, 44/41-42; Buharî, Cihad, 189; Müslim, İmare, 6).

Kâfirler için şefâat kapıları kapalıdır (el-Bakara, 2/48, 123, 254; en-Nisâ, 4/116; el-A'râf, 7/53; el-Mü'min, 40/18; es-Secde, 32/4; ez-Zümer, 39/44; el-Müddessir, 74/48; el-İnfitâr, 82/19). Peygamberler bile kâfirlere şefâat edemeyeceklerdir. Kâfirler layık oldukları cezâlarını çekeceklerdir. Hz. İbrahim'in -âhirette babası ile karşılaştığında- onun için hiçbir şefâatta bulunamaması, Allah'tan "Kâfirlere ben cenneti haram kıldım " cevabını alması da buna delâlet eder (Buharî, Tefsir, Sûre 26). Bu konuyla ilgili olarak (bkz. Buharî, Enbiya, 8; Tefsir, Sûre 6; Rikak, 45, 53; Müslim, Fadail, 9). Yalnız Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde, şefâatı sebebiyle amcası Ebû Talib'in ateş çukurunun topuğuna kadar gelen yerinde bulunacağını söylemiştir (Buharî, Meğazi, 73; Müslim, İman, 90). Bu da sadece Rasûlüllah'a tanınan bir şefâat hakkı olsa gerektir. Çünkü Ebû Talib, Rasûlüllah'a pek çok yardım ve iyiliklerde bulunmuştur.

Peygamberlerin şefâatı: Âhirette peygamberlerin hepsine mü'minlere şefâat etme hakkı tanınmıştır (Buhârî, Rikak, 45; Tevhid, 33; Müslim, İman, 81;Ebû Dâvûd, Cihâd, 26;Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 94 vd. 325, V, 43; Tirmizî, II, 66).

Her peygamber kendi ümmetine şefâat edecektir (Buhârî, Tefsir Sûre 18). İnsanlar muhakeme olunmak için mahşerde toplandıklarında, peygamberler, "Allah'ım selâmet ver, Allah'ım selâmet ver" diye duâ edeceklerdir (Buhârî, Rikak, 52; Müslim, İman, 81). Peygamberlerin ve Hz. Peygamberin şefâatı "Şübpesiz ki Allah, kendisine eş tanınmasının (şirk kosulmasının) günahını yargılamaz. Ondan başka dileyeceği kimsenin günahını mağfiret eder" (en-Nisâ, 4/116) âyetinin hükmünce, Allah'ın izniyle mü'minlere şamil olabilecektir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) hadislerinde büyük günah işleyenler de dahil, mü'minlerin şefâatına nail olacaklarını söylemiştir (Buhârî, Rikak, 51; Ebû Dâvûd, es-Sünne, 20; Tirmizi, II, 66).

Peygamberler içinde ilk defa şefâat edecek ve şefâatı kabul olunacak peygamber, Hz. Muhammed (s.a.s.)'dir. (Müslim, Fadâil, 2). Âhirette Hz. Muhammed (s.a.s.)'in bu ilk şefâatı, mahşer halkının muhakemeye başlanılması hakkındaki umûmî ve büyük şefâattır. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in bir çok hadis kitaplarında zikredilen bu büyük şefâatının (eş-Şefâ'atü'l'uzmâ) ana hatları şöyledir: Allah, insanların hepsini düz ve geniş bir sahâda hüküm ve hesab için toplayacaktır. Orada insanların meşakkat ve gamı dayanılmayacak bir dereceye varacaktır. Bu sırada insanların bir kısmı, diğer bir kısmına, "Size erişen şu fâciayı görmüyor musunuz? Rabbinize size şefâat edecek birisine gidiniz" derler. Sırasıyla Âdem (a.s.), Nûh (a.s.), İbrahim (a.s.), Mûsâ (a.s.) ve İsâ (a.s.) peygamberlere gelirler. Bu peygamberlerden her biri onları diğerine gönderir. Nihayet Hz. İsâ, onları Hz. Muhammed (s.a.s.)'e gönderir. O vakit Hz. Peygamber (s.a.s.) Arş'ın altında secdeye kapanır. Allah ona secdesinde yapılacak hamdlerin en güzelini ilham eder. O Allah'a hamdettiği sırada "Başını kaldır, işte, verilir. Şefâat eyle şefâatın kabul olunur" cevabını alır. Muhakemeye başlanır. Bundan sonra Hz. Peygamber'in şefâatıyla imanlılardan bir miktar cehennemden çıkarılır. Rasûlüllah, bir kaç defa daha secdeye kapanarak Allah'a hamd ve dua eder. En nihayet onun şefâatıyla, Allah'ın izin ve takdiri dahilinde mü'minlerden büyük bir çoğunluk cehennemden çıkarılacaktır. İşte Hz. Peygamber (s.a.s.)'in haiz olduğu bu şefâat makamı "Makâm-ı Mahmûd"dur (el-İsrâ', 17/79; Buhârî, Tevhid, 24; Müslim, İman, 84).

Hz. Peygamber'in şefâatıyla hesaba ve sorguya çekilmeden Cennet'e girecekler de olacaktır (Buhârî, Tefsir, Sûre 18; Müslim, İman, 84).

Cennet'te derecelerin artırılması için ilk şefâat edecek peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)'dir. Bundan dolayı Hz. Peygamber bir hadisinde, "Cennet'te insanların ilk önce şefâatte bulunanı benim" buyurmuştur (Müslim, İman, 85).

Mu'tezile, Cennet'te derecelerin artırılması için yapılacak şefâattan başka şefâatları kabul etmez.
uzman83 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
uzman83 Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti:
gkhn-szgn (February 10th, 2009), kara*boncuq (February 10th, 2009)
Alt February 10th, 2009, 13:29   #5
gkhn-szgn
 
Mesajlar: n/a

Level: 1 [♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 0 / 0
Güç: 0 / 0
Tecrübe: 0%

Standart

teşekkürler uzman83
  Alıntı ile Cevapla
Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler:
uzman83 (February 10th, 2009)
Alt February 15th, 2009, 13:15   #6
Aşk_
Uye
 
Aşk_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 936
Ettiği Teşekkür: 111
165 Mesajına 237 Kere Teşekkür Edildi

Level: 27 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 0 / 655
Güç: 312 / 12745
Tecrübe: 23%

Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı: 3527
Rep Gücü : Aşk_ has a brilliant futureAşk_ has a brilliant futureAşk_ has a brilliant futureAşk_ has a brilliant futureAşk_ has a brilliant futureAşk_ has a brilliant futureAşk_ has a brilliant futureAşk_ has a brilliant futureAşk_ has a brilliant futureAşk_ has a brilliant futureAşk_ has a brilliant future
Standart

Kuran_ı Kerim de en büyük ve etkili bir dua..
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Aşk_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt February 15th, 2009, 13:43   #7
gkhn-szgn
 
Mesajlar: n/a

Level: 1 [♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 0 / 0
Güç: 0 / 0
Tecrübe: 0%

Standart

evet öyleymiş
  Alıntı ile Cevapla
Alt July 9th, 2009, 23:08   #8
Aycm
Uye
 
Aycm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 256
Ettiği Teşekkür: 35
35 Mesajına 37 Kere Teşekkür Edildi

Level: 14 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 0 / 349
Güç: 85 / 5263
Tecrübe: 96%

Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı: 395
Rep Gücü : Aycm is an unknown quantity at this pointAycm is an unknown quantity at this pointAycm is an unknown quantity at this pointAycm is an unknown quantity at this point
Standart

açılmadı buradan baktım ewt gece yatmadan bi işe baslamadan 7 kere okuyun dua edın herseyden korunursunuz
Aycm isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +1 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:21 .

Powered by: vBulletin Version 3.6.8 (Türkçe)
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Türkçeye: tk_tolga&SeNoL tarafından çevrilmiştir. Copyright Aşk Forum 2008

Chat Sohbet